Bebek Kokusu.Com; Bebek, Çocuk, Anne, Baba, Sağlık, Hamilelik, Psikoloji, Beslenme, Sağlıklı Yaşam, Çocuk Oyunları ve Daha Bir Çok şey
Anasayfam Yap
 

Paylaş Yorumla

Hayatım Bir Gün İçinde Altüst Oldu...

Çocuğuma yardımcı olmak istiyordum ama nasıl? Ne yaptığımı bilmeden, çocuk kucağımda sağa sola şaşkın bir vaziyette evin içinde koşuşturup duruyor­dum.

SANKİ BİRİ BİR DÜĞMEYE BASTI VE HAYATIM BİR GÜN İÇİNDE ALTÜST OLDU

Oğlumu uyutmak için ayaklarımda sallıyordum. Hiç beklemediğim bir anda gözlerini kocaman kocaman açtı, göz bebeklerini arkaya devirdi. Acı bir ses çıkar­dı ve morardı. Onu kucakladım, pelte gibiydi. Sanki tüm vücudu felç olmuştu. Çığlıklarıma komşum yetiş­ti. İkimiz de ne yapacağımızı bilemiyorduk.

Çocuğumu kaptığımız gibi lavaboya taşıdık. Yüzü­ne, boynuna su serpmeye başladık. Farkında olma­dan, onu tartaklıyor, açıkçası eziyet ediyorduk.

Komşum taksi çağırmaya koştu.

Çocuğuma yardımcı olmak istiyordum ama nasıl? Ne yaptığımı bilmeden, çocuk kucağımda sağa sola şaşkın bir vaziyette evin içinde koşuşturup duruyor­dum. Bir, gerçek daha vardı, şu an hatırlamak bile is temediğim Ben çocuğumu bu halde görmeye ta­hammül edemiyordum. İçimden onu bir odada bı­rakıp, başka bir yerde ağlamak, bağırmak geliyordu. Çocuğunuzun size en çok ihtiyacı olduğu anda ondan kaçıp kurtulmak istemek, içinize bir türlü sindiremedi­ğiniz bir duygu olarak kalır belleğinizde yıllarca.

Şimdi düşünüyorum da, bu kaçış çocuktan değil sorumluluktan kaçıştı. Çocuğuma ne yapmam gerek­tiğini bilemediğimden yanlış yapmak sorumluluğun­dan kaçıştı bu. Böyle bir durumda ne yapılacağını ben ne bilebilirdim. Sonuç olarak bir anne idim ben. Her şey bu noktada düğümleniyordu zaten. Madem anne idim, madem bir çocuğu büyütme sorumluluğu­nu üzerime almıştım, çocuklarda sık görülen böyle bir durumda ne yapılması gerektiğini de öğrenmem, bil­mem gerekirdi. Başkalarının çocuklarının başına ge­len benimkine gelmeyecek diye bir koşul yoktu.

Tanrım! Neden böyle oldu? Ben ne eksik yap­tım? Dün gece muhallebisi iyice ılık değildi. Ondan mı böyle olmuştu? İki gün önce eltimlere gitmiştik. Ora­da mı bir şey olmuştu? Neden? Neden?

Zar zor bir taksi geldi. Ya da bana her şey yavaş oluyormuş gibi geliyordu. Allah kahretsin! Trafik geçit vermiyor. Çocuğum kucağımda baygın. Ağzı yan ta­rafa çekiliyor. Sol kolu titriyor. Bunları ne görmeye ne de yaşamaya tahammül edemiyorum. Çırpınan kolu­nun elimde kalan hissini hala taşımaya devam ediyo­rum Sonunda, kucağımda çocuğum, yalın ayak, gözle­rim yaşlı, ne yaptığımı bilmez bir şekilde en yakın hastaneye vardık.

Doktorlar diğer çocukları bıraksınlar hemen benim yavruma baksınlar istiyorum. Fakat tam tersine orta­lıkta hiç telaş yok. Herkes işini yapıyor. Doktorların, hemşirelerin bu rahat tavırları sinirlerimi daha da ger­di. Benim yavrum ölüyor, onlar işlerini sanki yavaş çe­kimde yapıyorlar. Önüme gelene bağırmaya başla­dım. Ne dediğimi şimdi hiç hatırlamıyorum. Zaten söylerken de bilmiyordum.

Eczaneye koş, kayıt ol, vezneye git. Herkes para istiyor. Yanımda yeterince değil, hiç para yok. Aya­ğımda terlikler, süratli koşamıyorum. Eşime ulaşmaya çalışıyorum. Telefon kulübeleri, kartlar...

Çocuğum nasıl? Bütün bu koşuşturmaları yapar­ken ben yavrumun yanında değilim...

Geri döndüğümde, ona serum takmışlardı. Ağzın­da oksijen maskesi vardı. Burnundan da bir hortum uzanıyordu. Bu manzara çok feci idi. fakat şöyle bir etrafıma bakacak duruma geldiğimde, gördüm ki bu durumdan daha feci görünen durumlar da vardı. İdrar torbaları, akciğer tüpleri, solunum cihazları, kuvözler, vs vs... Tanrım, çevremdeki bu bambaşka boyutu öğ­renmem İçin mi ben buradayım? Neden ben bunların farkına, başıma böyle bir şey gelmeden önce vara­mamışım? Sağlığın kıymeti neden hep kaybedince fark ediliyor? O günü ancak böyle fragmanlarla bölük pörçük an­latabilirim. Aynen hafızamdaki gibi. Bütün değil. Ko­puk kopuk.

TELAŞ FAYDASIZDI. BİR O KADAR DA ZARARLI. . EPİLEPSİYİ ÖĞRENDİKÇE ANLIYORSUNUZ BUNU.

Şimdi düşünüyorum da, iyi ki doktorlar, benim tela­şımdan etkilenmemişler. Ancak, ilk zamanlar, doğal olarak, şimdiki aklımla düşünemiyordum. Böyle bir hasta ile defalarca karşılaşmış, bu hastalığı bilen ve telaşlanmadan işlerini yapan insanları, 'Neden acele etmiyorlar?' diye suçluyordum. Hatta zaman zaman bu telaşımla gereksiz çıkışlar yapıyordum Onları si­nirlendirerek işi kavgaya vardırıyordum. Diyelim ki gerçekten umursamaz davranıyorlar. Benim öfkeli davranışlarım onları hızlandırmıyordu ki, sadece si­nirlendiriyordu. Bu durum daha da aleyhimize oluyor­du. Bırakın çocuğuma yardımcı olmayı, bize yardım edecek kişilerin bile işlerini aksatıyordum.

EEG'ler, kanlar, laboratuarlar, belinden su aldırırdın aldırmazdın tartışmaları...

Doktorlar, bel suyu almanın hiçbir zararı olmadığı­na insanı öyle bir ikna etmeye çalışıyorlar ki, tam ters etki yapıyor. Adeta çocuğunuzun belinden su aldır­mama mücadelesine giriyorsunuz. 'Zararsız bir mü­dahale ancak, sizin izniniz gerekli.' diye imzalamanız gerekli bir yazı uzatıyorlar önünüze. Yazıda ne yazdığını şaşkınlıktan okuyamıyorsunuz, bile. Okusanız da anlayamıyorsunuz. Sizin beyninizde sadece '...sorumluluk bana aittir.' kısmı yankılanıp duruyor.

Eğer bu kadar olağan bir işlem ise, neden ailenin iznini istiyorlar. Her yaptıkları işlemden önce izin iste­seler yine işkillenmeyeceksiniz. İğne yapıyorlar, se­rum takıyorlar, burnundan midesine sonda salıyor­lar... Tüm bunlar da birer işlem. Bunlardan önce izin istemiyorlar. Bel suyuna gelince, herhangi bir sorun halinde sorumluluğu siz alın istiyorlar. Böyle yapacak­larına, bel suyu nedir, nereden alınır, ne için alınır anlatsalar sorun çıkmayacak.

 

BEL SUYU NEDİR?

Bel suyu, beynimizin içinde bulunduğu sıvıdır. Bey­nimiz ve onun uzantısı olan omuriliğimiz birbiri üzeri­ne sarılı üç kılıf ile çevrilidir. Bu önemli ve yumuşak dokuların, ani ve güçlü darbelere karşı korunması için kılıfların en dıştaki ve onun altındakinin arasında, hal­kın bel suyu diye bildiği, beyin - omurilik sıvısı bulu­nur. Omurilik belin ortaları seviyesinde sonlanın Sıvı­yı içeren zarlar ise kuyruk sokumu seviyesine kadar uzanır. Bir miktar bel suyu işte bu, içinde omurilik ol­mayıp sadece su olan kısımdan, alınır ve incelenir.

Gerçekten de omuriliğe zararı olmayan tehlikesiz bir yöntemdir. Ama o şaşkınlık içinde çocuğunuzdan 'bel suyu aldırmak' adeta bir karabasan gibi çöker  üzerinize. Ailecek bir sinir harbi yaşarsınız. Harbe ko­nu komşu da katılır. Falancanın da belinden su almış­lardır, sakat kalmıştır. Falan falan...

Şimdi düşünüyorum da, böyle önemli durumlarda bizler bilir bilmez heyecanlı öyküler anlatmayı çok se­viyoruz. Karşımızdakini nasıl etkilediğimizi düşünme­den, gerçeğin ne olduğunu bilmeden, ortama heye­can katmaya bayılıyoruz. Burada amacın yardımcı olmak olduğunu da hiç sanmıyorum. Bence bu, bir şeyler biliyor olma, çorbada tuzu oldu görüntüsü ver­me içgüdüsünden başka bir şey değil. Çünkü daha sonra üşenmedim öğrendim. Belinden su alındı sakat kaldı denilen kişinin söz konusu sakatlığı, bel suyu alınmadan önce de varmış. Diğer anlatılan öykülerin de peşini bırakmadım, araştırdım. Öğrendim ki, onla­rın sorunları da kesinlikle bel suyu ile alakalı değil. Bu olaydan ben iki sonuç çıkardım.

Birincisi, biz ulusça yardımseveriz. Ama yardımse­verliğimiz sanki gerçekten yardım etmek için değil de, yardım eder gibi görünmek için. Yol sorduğunuz kişi­lere dikkat edin. Hepsi adeta yolu tarif etmek için çırpınırlar. Fakat nedense tarifi alan kişi hep kaybolur. Çünkü doğru yol tarif edene rastlamanız tesadüf işidir. Kimse bilmiyorum demez. Hep tarif eder.

İkincisi, bizler gerçek sorunun ne olduğunu pek merak etmiyoruz. Tek isteğimiz sorunun sorumlulu­ğundan kurtulmak. Bunun için de bir suçlu arıyoruz. Bu suçlu kâh bel suyu oluyor, kâh bir ilaç oluyor, kâh başka bir sebep oluyor. Ne olursa olsun sebep bizden uzak olsun istiyoruz. Oğlumun epilepsisi nedeni ile çok sayıda, çocuğu epilepsili olan aile tanıdım. Hiçbi­rinin çocuğunun epilepsisinin doğuştan olduğunu duymadım. Hepsi epilepsiyi sonradan olma bazı se­beplere bağlamaya çalışıyordu. Haftanın günlerini, günlerin saatlerini suçlayana bile rastladım. İşte, ço­cuk hep cumaları nöbet geçiriyor, hep ezan vakti nö­bet geçiriyor gibi.

İki çocuklu bir aile tanıdım. Anne ile baba akra­ba idi. Bir yaş ara ile doğmuş iki kızları vardı. Çocuk­lar, anne babalarına hiç benzemiyorlardı ama birbirle­rine adeta İkiz gibi benziyorlardı. İkisi de oldukça kilo­lu idiler. Birbirinden ayrı duran gözleri vardı. Burunla­rı çok küçük ve aşağı doğru kavisli idi. Başları da vü­cutlarına ve yaşıtlarına göre çok küçüktü. Aileye göre çocuklardan biri 9 aylık iken herhangi bir sebeple ha­vale geçirmiş ve böyle zekâ özürlü olmuştu. Diğer ço­cuk da 11 aylık iken yine herhangi bir sebeple havale geçirmiş ve o da zekâ özürlü olmuştu.  Doktorlar üçüncü çocuklarının da böyle olabileceğini söylüyor­lardı ama onlar buna inanmıyorlar ve mutlaka üçüncü çocuk istiyorlardı. Çünkü onlara göre çocukların bu durumu asla doğuştan değildi. Hele akrabalıktan hiç değildi. Çünkü anne ve babanın, anne ve babaları da akraba idi. Anne 7 kardeş, baba 5 kardeşti ama hep­si gördüğümüz gibi sağlıklı idiler. Bu ailenin gözden kaçırdığı çok önemli bir nokta vardı. Kendileri 5 ve 7 sağlam kardeştiler ama birinin annesi 9 diğerininki 3 düşük yapmıştı. Kimse o düşükleri sorgulamıyor, da­ha doğrusu sorgulamaktan kaçıyordu. Neyse, sanı­rım bu kaçış süregelen töreler ve cehaletten kaçmak­tan daha kolay oluyordu.

Oysa sorunun ne olduğunu anlamaya çalışsak ona göre doğru çözüm de üretebiliriz. Kurt puslu ha­vayı sever. Onun gibi, düşman karanlıkta ise, ona ye­nilirsiniz. Sevgili anneannem 'düşmanını daima yakı­nında tut' derdi. Biz ise sorunu haftanın günlerinde saatlerinde arıyorduk. Ben, sorunu kendi dışında ara­manın altında yatan esas sebebi mücadele etme iste­ğinin olmamasına bağlıyorum.

Doç.Dr. Sabiha Paktuna Keskin
Pediatrist, Pediatrik Nörolog
Uluslararası Tıp
Çocuk Beyin Hastalıkları

Paylaş
Paylaş Yorumla Yazdır
Tüm Yorumlar
Yorumlar : 2 yorum
sibelalaz - 2006/09/28
Çok etkileyici. Tespitler de çok doğru.
nur eysan - 2005/01/06
çok güzel ve etkileyici bir yazı, doktor ve anne olarak ben çok beğendim.


  Doktor Forumları
Biz Bize Forumları
Candan Cana Forumları
Çok Gizli Forumları
Sohbet Odaları


Sitede ara

 

Bebek Kokusu Web Sitesi MediOzon.com - Medicolozon.com Eser Medikal Sağlık Hiz.Tic.Ltd.Şirketi' nin Aile ve Çocuklarımıza hizmetidir.

Bebek Kokusu Sitesinden Uyarı.
Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz.

Site Kullanım Kuralları, Hukuki Şartlar ve Telif Hakları