Bebek Kokusu.Com; Bebek, Çocuk, Anne, Baba, Sağlık, Hamilelik, Psikoloji, Beslenme, Sağlıklı Yaşam, Çocuk Oyunları ve Daha Bir Çok şey
Anasayfam Yap
Çocuk Psikolojisi - Genel Bilgiler
 

Paylaş Yorumla

Annem Gitse de Geri Gelir...(Çocukta Obje Devamlılığı)

O halde, bir çocuğun annesi onu evde bırakıp gi­derken ağlaması bir buçuk en çok iki yaşına kadar do­ğaldır. Annesi gittiğinde çocuk ağlamıyorsa

Duygu motor yeteneği geliştikçe, giderek çevrenin farkına varmaya başlayan çocuk, uzun süreli annesini çevredeki objelerden farklı değerlendirir. Anne çevre­ye ait değil onunla özdeştir. Çocuk annesi ile kendini özdeşleştirdiği, anneyi kendinden ayrı düşünemediği ya da algılayamadığı için onun yokluğuna tahammül edemez. Annenin çocuğu evde bırakıp, bir yere git­mesi, adeta olay olur. Çocuk etinden et koparmışçasına ağlar.

Bir buçuk yaşına doğru annenin kendinden ayrı bir canlı olduğunu kavramaya başlar. Artık ufak ufak annenin onu bırakıp bir yere gitmesi eskisi kadar şid­detli tepkilere yol açmaz. 'Anne gidebilir. Gitse de dö­ner.' Çocuk annesinin yokluğunda, onun var olduğu­nu, yani onun geri geleceğini algıladığı zaman obje devamlılığı kazanılmıştır denir.

Bu bilişsel gelişmenin bir buçuk yaşına kadar kazanması gereken bir aşama­dır. Devamlılığı istenen ilk obje annedir. Anne (ya da onun ihtiyaçlarını karşılayan ve ona bakan) kişi her an hissedilmeli ve devamlılık göstermelidir. Yani çocukla aynı mekânda olmasa bile, çocuk onun döneceğini hissetmelidir. Obje devamlılığı, bir objenin, onun yanında olmasa bile var olabileceğini, kabul edebilme yeteneğidir. Daha doğrusu, kendi dışında, bulunduğu yerden başka yerlerde de yaşamın devam ettiğini algılayabilmesidir. Kendi duygu ve düşüncelerimiz olduğu gibi başkalarının da duygu ve düşüncelerinin olabileceğini kabul edebilmemizin ilk adımıdır.

O halde, bir çocuğun annesi onu evde bırakıp gi­derken ağlaması bir buçuk en çok iki yaşına kadar do­ğaldır. Annesi gittiğinde çocuk ağlamıyorsa bu anor­maldir ve araştırılmalıdır. Bu ağlamayı durdurmaya çalışmak bile gereksizdir. Üstelik bu ağlamayı durdur­ma çabaları da hiç bir işe yaramaz. Bu ağlamanın ön­lenmesi, daha doğrusu en aza indirilmesi ya da iki yaşlarına kadar uzamayıp bir an önce ortadan kalk­ması, o güne kadar çocuğa olan yaklaşımla mümkün olabilir. Bu, doğduğundan itibaren annenin her an ço­cuğun yanında olduğunu ona hissettirmesi ile olur.

Obje devamlılığı yeterince kazanılamıyor ise, an­ne gittiğinde dönmeyecek endişesi devam ediyor de­mektir. Bu durumda, obje kaybından söz edilir. Ço­cuk, anne-çocuk bağının ve obje devamlılığını test et­mek için türlü çarelere başvurur. Bu çareler, bizim başvurduğumuz çarelerden farklıdır. Bizim mantığı­mızdan uzak, çocuğun kendi kuralları içindedir. Bu kuralları bilmiyorsak, biz onun çarelerini de sıkıntıları­nın nedenini de fark edemeyiz. Fark edemediğimiz gi­bi, onu kendi mantığımızla yargılarız: Yaramaz ço­cuk!'  'Huysuz çocuk!'' Huzursuz çocuk!'

Ben işten gelince bana rahat vermiyor. Hiç bir şey yapamadığım gibi hiç kimse ile konuşmama da izin vermiyor. Ben biri ile konuşmaya başlasam eliyle ba­şımı diğer tarafa çeviriyor.

Yukarıdaki örnekte yaramaz çocuk, huzursuz ço­cuk diye nitelendirilebilecek ve sık görülen bir çocuk davranışı görülüyor. Belli ki çocuk henüz obje devam­lılığını kazanamamış. Annesi işten gelince ona rahat vermiyor. Kendince 'Bir daha gitme. Sen gidince geri dönmeyeceksin sanıyorum,' diyor. Bu, temel güven eksikliğine de işaret eder. Demek ki bu döneme kadar verilmesi gereken iç içe birliktelik tam yaşanamamış. Burada çalışan annenin yapması gereken, işten gel­dikten sonra belli bir süre hiçbir şeyle ilgilenmeden çocukla ilgilenmek olmalı. Bu ilgi masif olmalı, yoğun olmalı, araya hiç kimse, hiçbir şey girmemeli.

Çalışan anneleri bu cümleler isyan ettirebilir. Çünkü çalışan kadınlar için iş çıkışı, iş bitişi değil, ev işlerine gömülme anlamındadır. Böyle, 24 saatte 25 saat çalışan bir insandan, üstelik çocuğunun bakımı­nı layığı ile üstlenmiş bir insandan, çocuğuna ayrıca bir de 'masif bir ilgi isterseniz, bu biraz fazla olur. Fakat burada istenen saatlerce bir ilgi değildir. En az bir 10-15 dakika araya hiçbir şeyin giremediği, çocukla olan can cana bir birlikteliliktir. Bu, en az çocuğun te­mizliği beslenmesi kadar hatta ondan da önemlidir

Bunu anneden başkası da yapamaz. Örneğin, böyle bir birlikteliği baba üstlensin diyemezsiniz. Kazanıl­ması gereken obje, annedir. Babaya başka bir ev işi yüklenip, bu iş anne tarafından yapılmalıdır.

- Kapıyı çekip, ağlayarak uyusun. Yeter ki, her dediğini yaptıran, şımarık bir çocuk olmasın dedim. Çocuk başka sorunlarla karşıma çıktığında, yaptığı­mın hata olduğunu anlamıştım, ama geç kalmıştım.

"Bu çocuk senin işten geliş saatini nasıl hissedi­yor. Sen gelmeden yarım saat önce sokak kapısının arkasında ayakta beklemeye başlıyor." diyordu. 10 aylık A'nın anneannesi  işten dönen kızına.

"Geceleri uyumadan önce beni mutlaka yanında istiyor. Uyudu sanıp yanından ayrılmaya hazırlanıyor olmamı bile hissedip yeniden gözlerini açıp yanında kalmamı istiyor."

"Annesinin tülbendini emmeden uyuyamıyor. Ge­çenlerde kirlendi diye tülbendi yıkadım kıyameti kopar­dı."

- Yukarıdaki ilk örnekte obje devamlılığı kazanıl­mıştır. Çocuk annesinin geleceğini hissedebilmektedir.

- İkinci örnekte obje devamlılığı henüz kazanılmamıştır. Çocuk annesinin gitmesinden endişe duymaktadır. O halde uykuya geçene kadar anne mutlaka yanında kalmalıdır. “Bırak ağlasın. Kendi kendine uyumayı öğrensin” demek bu dönem için yanlış olur.

- Üçüncü örnekte obje devamlılığı kazanılmak üzeredir. Ancak burada bir sıkıntı varır. Çocuk annesini yeterince görememekte onun yerine bir sembol kullanmaktadır. O sembol elinden alınmamalıdır. Nitekim, tülbent yıkanınca, tülbende sinmiş annesine ait kokuyu kaybetmeden çocuk huzursuz olmuştur.



Doç.Dr. Sabiha PAKTUNA KESKİN
Pediatrist, Pediatrik Nörolog
Uluslararası Tıp
Çocuk Beyin Hastalıkları

Paylaş
Paylaş Yorumla Yazdır
Tüm Yorumlar
Yorumlar : 22 yorum
elifakgül - 2008/11/16
thanks
ebruarıcı - 2008/06/01
verdiğiniz bilgiler için teşekkürler gerçekten çok önemli şeyler fakat bizim sorunumuz galiba daha ciddi ben att yim(acil tıp teknisyeni) ve gece nöbetlerim oluyo .oğlum 18 aylık ve nöbetten dönünce beni yanında istemiyo .benimle konuşmuyo sırf gönlünü alayım diye 24 saatlik nöbetten sonra uyumuyorum onunla ilgilenmeye çalışıyorum ama o küsüyo tam bir babacı oldu lütfen yardım edin çok üzüyo bu durum beni ne yapmalıyım şimdiden teşekkürler
Konuk - 2008/04/08
4,5 yaşında oğlum var bırakıp gittiğimde arkamdan ağlamıyor ama ben ona her zaman nereye ve niçin gittiğimi anlattım.Obje devamlılığı ve ağlamaması anormal diyorsunuz.Açıklayıcı bilgi verirseniz sevinirim.Teşekkürler


  Doktor Forumları
Biz Bize Forumları
Candan Cana Forumları
Çok Gizli Forumları
Sohbet Odaları


Sitede ara

 

Bebek Kokusu Web Sitesi MediOzon.com - Medicolozon.com Eser Medikal Sağlık Hiz.Tic.Ltd.Şirketi' nin Aile ve Çocuklarımıza hizmetidir.

Bebek Kokusu Sitesinden Uyarı.
Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz.

Site Kullanım Kuralları, Hukuki Şartlar ve Telif Hakları