Bebek Kokusu.Com; Bebek, Çocuk, Anne, Baba, Sağlık, Hamilelik, Psikoloji, Beslenme, Sağlıklı Yaşam, Çocuk Oyunları ve Daha Bir Çok şey
Anasayfam Yap
Çocuk ve Aile Gelişimi - Biz Gelişirken
 

Paylaş Yorumla

Bilimsel Düşünce ve Psikiyatri

İnsanoğlu “gerçek” olana sadece yaklaşabilmektedir ve belki de hiçbir zaman “sonsuz gerçeği” bulma şansını yakalayamayacaktır.

İnsanın gerçeği algılaması ve yorumlaması, var olan bilgi birikimi ve deneyimlerinin yeni karşılaşılan durumda kullanılması ile olur. Yani, gerçeği, diğer bir deyişle nesnel (objektif) bir olayı (örneğin, bir kaza, bir afet ya da okula başlama vs.) tüm duyu organları ile algılaması ve bilinçli bir bütün oluşturarak anlaması, nedeni ve oluş biçimi ile ilgili düşünce üretmesi süreci daha önce öğrendikleri ve yaşadıklarından etkilenir.

Örnek olarak bir “deprem olayını” ele alırsak, ani bir deprem sonrasında, depremin şiddeti, yeri gibi nesnel bilgileri daha önce yaşamış olduğumuz bir depremle ve bu alanda edindiğimiz bilimsel bilgilerle değerlendirir ve bir tahmin üretiriz. Bu tahminde deneyim ve bilgilerimiz kadar, o anki duygu ve düşüncelerimiz ve kişisel düşünce şemalarımız da rol oynar. Öte yandan, bu depremin oluş nedeni ve biçimi üzerine yine benzer şekilde bilimsel bilgi ve deneyimimiz yanı sıra kişisel gerçeklerimiz, yani duygu, düşünce ve düşünce biçimimizi kullanarak yorum yaparız.

İnsan gelişim sürecinin doğal bir sonucu olarak, neden-sonuç ilişkisi kurmaya yatkındır. Bu neden-sonuç ilişkilerini çoğu zaman farkında bile olmaksızın kurarız. Farkında olmaksızın kurduğumuz neden-sonuç ilişkileri bilimsel bilgi düzeyimizden daha ziyade duygularımız ve düşünce şemalarımızla belirlenir. Bu bilinç-dışı, kendiliğinden kurulan bağlantılar daha küçük yaşlarda, bebeklik döneminde kurulan neden-sonuç ilişkilerinde de görüldüğü gibi, mantıksal bir düşünce süreci işletmeyebilir. Yani aynen rüyalarımızda olduğu gibi yer ve zaman değişkendir, süreklilik ve anlamsal bir bütünlük içermesi gerekmez. Örneğin, rüyamızda bir şehirden bir diğerine bir saniyede geçiveririz, bir insan bir anda bir hayvana dönüşebilir, uçabilir, su üstünde yürüyebiliriz. Rüya sırasında tüm bu büyülü (majik) olaylar olurken hiç de garipsemeden rüyamıza devam ederiz.

Rüyalar bir çok teorisyene göre bir tür anlamlandırma yani nedeni anlama ihtiyacının, duygusal ihtiyaçlarımız doğrultusunda yorumlanarak, karşılanması işlevini görmektedir. Bir olayı (vakıa) yorumlarken, bilgi ve deneyimlerimizi, duygu ve düşünce şemalarımızla yorumluyor olduğumuz gerçeği, tüm olayların ve kavramların her bir bireyde farklı bir gerçeklik algısı yaratacağını düşündürür. Bu çok temel kuram, yani gerçeklik algısının öznelliği (subjektifliği) çağlar boyunca, yıllar geçtikçe “bilimsel düşünce” gelişiminin temellerini oluşturmuştur.

“Bilimsel düşünce”, en temel açıklamasıyla, nesnel ölçüm araçlarıyla ölçülebilen, tekrarlanabilen ve kişisel farklardan arındırılmış gerçekliğin, “gerçek” olarak kabul edilmesi düşüncesidir. Bu sebeple “gerçek” olan (realite), bir diğer deyişe “gözle görülür, elle tutulur” olandır. Ancak “gözle görülemeyen”, yani basit duyuların yeterli olmadığı durumlarda, çalışma prensipleri bilinen aletler, ölçüm araçları bilimsel düşüncenin hizmetine girer. Bu örneğin bir termometre, bir fotoğraf makinesi olabilir.

Tıp bilimi de temel olarak, ana paradigmasını bu düşünceden alır. Zaman içinde ölçüm araçlarının yetersiz kaldığı, oluş mekanizmalarının yeterince bilinmediği durumlarda da “bilimsel düşünceye” olan gereksinim, “pozitif” yani ölçülebilen bilimlerle, daha çok “kısmen nesnel” ölçüm araçlarını kullanabilen ve istatistik ölçümlerine dayalı “sosyal bilimler” bir ayrım noktasına getirmiştir. Ancak “pozitif bilimlerle” “sosyal bilimlerin” temel prensipleri tümüyle özdeştir.

Sosyal bilimlerdeki en temel zorluk, çok fazla sayıdaki etkenin sonucun oluşumunda etkisi olması (multifaktöriyel), hatta çoğu zaman etkenlerin de kendi aralarında etkileşim içinde olmasıdır. Yani, tüm etkenlerin kontrollü olarak test edilmesi pratik olarak zor olduğundan, mümkün olan en “gerçek” bilgiye ulaşmada, “istatistik” bilimi gelişmiştir. Bu yolla toplanan bilginin genel toplamı (realiteyi) yansıtmadaki hata payı ölçülebilmektedir.

İnsanoğlu “gerçek” olana sadece yaklaşabilmektedir ve belki de hiçbir zaman “sonsuz gerçeği” bulma şansını yakalayamayacaktır. Ancak her geçen gün üst üste biriken bilgi birikimi gerçeği anlamadaki hata payımızı azaltmaktadır. Bu nedenle, hastalıkların tedavi oranları her geçen gün yükselmekte, yeni ve daha karmaşık hastalıklar tanımlanabilmekte ve tedaviler zamanla bilinip, tüm dünyada yaygın olarak kullanılabilmekte, insan ömrü ve hayat kalitesi yıllar içinde artabilmektedir.  

Hemen her bilim dalında olduğu gibi, tıp alanında da artık “kanıta-dayalı (evidence-based) bilgi” değer görmekte, onun dışında kalan yorumlar çoğu zaman “ben yaptım, oldu” anlayışı olarak değerlendirilip, itibar görmemektedir.

Psikiyatri, düşünce sistemini “bilimsel düşünceden” alan ve kanıta-dayalı verilerle bilgi birikimini arttıran bir bilim dalıdır. Bu anlamda diğer tıp alanlarından hiçbir farkı yoktur. Yaşanan zorluklar çoğu zaman açıklanmaya çalışılan kavramların tanımlanmalarındaki farklılıklardan kaynaklanmaktadır. Yani, “depresyon”, veya “dikkat eksikliği” dendiğinde içinde pek çok alt türü olan geniş bir kavramdan söz edilmekte ve nedenle yorumlar bazen tutarsızlaşabilmektedir.

Ancak son yıllarda netleşen ve tüm dünyada fikir birliğine varılan psikiyatrik fenomenler (kavramlar) ve bunlarla yapılan biyolojik (genetik, görüntüleme, ilaç vb.) çalışmalar pek çok durumda çelişki ve şüphe bırakmaksızın, yani “ölçülebilir ve tekrarlanabilir” verileri  sunmaya başlamıştır.

“Bilimsel düşünce” gerçeği anlamada en aydınlık yoldur, ancak insan tüm gerçekleri ihtiyaçları ve tecrübesi doğrultusunda yorumlamaya yatkın bir yapıya sahiptir. Yanılgı bilimsel düşünceden değil, çok da insanca bir yaklaşım olan “yorumdan” doğar. Ancak, insanı özgür kılan ve belki de insanı insan yapan en önemli unsur da “yorumdur”.

Dr. Koray Karabekiroğlu

           

Paylaş
Paylaş Yorumla Yazdır
Tüm Yorumlar
Yorumlar : 0 yorum


  Doktor Forumları
Biz Bize Forumları
Candan Cana Forumları
Çok Gizli Forumları
Sohbet Odaları


Sitede ara

 

Bebek Kokusu Web Sitesi MediOzon.com - Medicolozon.com Eser Medikal Sağlık Hiz.Tic.Ltd.Şirketi' nin Aile ve Çocuklarımıza hizmetidir.

Bebek Kokusu Sitesinden Uyarı.
Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz.

Site Kullanım Kuralları, Hukuki Şartlar ve Telif Hakları