Bebek Kokusu.Com; Bebek, Çocuk, Anne, Baba, Sağlık, Hamilelik, Psikoloji, Beslenme, Sağlıklı Yaşam, Çocuk Oyunları ve Daha Bir Çok şey
Anasayfam Yap
Çocuk ve Aile Gelişimi - Biz Gelişirken
 

Paylaş Yorumla

İnsan Neden Davrandığı Gibi Davranır?

İnsan her bir evrede bir gerilim yaşar. Bu gerilim doğal bir süreçtir. Ve insanın bu evrenin gerektirdiği olgunluğu kazanması için gerekli olan itici güçtür

Bir pediatrist ve pediatrik nörolog olarak epilepsi konusunda bilgi ve deneyimlerimi arttırmak üzere Wisconsin Tıp Fakültesi Pediatrik Nöroloji Bilim Dalı’nda Prof Dr R.J. Konkol’un çalışmalarına  katıldım. Dr. R.J. Konkol anne karnında iken kokaine maruz kalmış bebeklerde ortaya çıkan kokainin nörolojik etkilerini araştırıyordu. Kokainin bebeklerdeki olumsuz etkileri epilepsiden daha çok, davranışlar üzerine olmaktaydı. Böyle olunca, Dr Konkol, Wisconsin Tıp Fakültesinin Pediatrik Nöropsikiyatri Bilim Dalı ile sıkı bir işbirliği içinde idi.

 

Üç yaşındaki dünya tatlısı kızını babası ile evde bırakıp, dokuz yaşındaki oğlunu dünyanın diğer ucundaki bir kıtaya götürmüş bir anne olarak, nöroloji - nöropsikiyatri demeden önüme gelen her olanağı değerlendirmenin azami gayreti içinde buldum kendimi.

 

Sonuç olarak, normal çocuk takibi yanı sıra, nörolojik sorunları olan hastalarla İlgilenirken, nöropsikiyatrik sorunu olan hastalarım da olmaya başladı. Nöropsikiyatrik sorunu olanların teşhisini koyduktan sonra kendilerine davranış terapisi almalarını önermeye başladım.

 

Ancak, otizm, şizofreni, obsessif kompülsif hastalık (takıntılı nöroz), anksiyete (aşırı korku) gibi  nöropsikiyatrik sorunu olan çocuklar ile, konuşmayı bilseler dahi lisan ile iletişim kurmak hemen hemen imkansızdı. Bu gibi sorunları olan çocukların nasıl eğitildiklerini merak etmeye başladım. Bu konuda kendimi eğitmek amacı ile Florida Teknik Enstitüsü, Psikoloji Bilim Dalı Davranış Bilim öğretim üyelerinden Dr Martinez’in  Davranışbilim  derslerine katıldım.

 

Bütün bu tahsil yaşantım sırasında, önce dokusuyla, hücreleriyle, kan akımıyla beynin somut yapısını öğrendim. Hücreler arası elektrokimyasal akımları algılamaya çalışır fakat davranışları tam olarak yerine oturtamazdım. Davranışları zaman içinde akıp giden soyut kavramlar olarak algılar,  somut sinir dokusu içinde nasıl olup da kişiden kişiye farklı oluşumlar olduklarını algılamakta zorlanırdım.

 

Birbirini takip eden eğitim aşamalarımdan nöroloji sayesinde beynin somut yapısını, nöropsikiyatri sayesinde de beynin moleküler yapısını öğrendim. Davranışbilim bana davranışları yorumsuz gözlemeyi, bir davranışın anatomisini çözmeyi öğretti. Sonunda, davranışların da kendilerine ait kuralları olan bir döngü içinde ortaya çıkmakta oldukları gerçeğini kavradım.

 

Bugün geldiğim nokta; İNSAN NEDEN DAVRANDIĞI GİBİ DAVRANIR? sorusuna yanıt aramaktır. İnsanoğlunun belki varolduğundan bu yana ve 1990’lerin başından beri de sistemli  olarak yanıtını aradıkları bu soruya yanıt bulacağımı sanmak gibi olağanüstü güçlerimin olduğu sanrısına kapıldığım anlaşılmasın. Ben yukarıda saydığım bilimlerin geldikleri ortak noktaları derlemek istiyorum. Bir başka deyişle, İNSAN NEDEN DAVRANDIĞI GİBİ DAVRANIR? sorusunun bugün için yanıtı nedir? Onu anlamak istiyorum.

 

Bu sorunun yanıtını aradığım bir kitabın iskeletini kurguladım bile çoktan. Ancak bu iskeleti kendi toplumumuzun davranış şekilleri ile doldurmak istiyorum. Bir başka deyişle, evrensel nöropsikiyatri bilgilerinden faydalanacak olsam bile dolgu malzemesinin tercüme olmaması için bir çaba harcıyorum. Bu nedenle, HER ŞEY ÇOCUKLAR İÇİN ... adı altında halka açık mekanlarda ele alınacak çocuğun anne, aile, okul, toplum ve arkadaş çevresini irdeleyen seminerler dizisi başlattım. Seminerlerde anket yoluyla  KENDİ İNSANIMIZIN NEDEN DAVRANDIĞI GİBİ DAVRANDIĞI? sorusuna yanıt aradım.

 

İNSAN NEDEN DAVRANDIĞI GİBİ DAVRANIR? sorusuna yanıt ararken ÖĞÜDÜN ZARARLI OLDUĞU gerçeğinin farkına vardım. İşte, bu yazıda özellikle bu  gerçeği BEBEK KOKUSU SİTESİNİ takip eden sevgili ebeveynler ile paylaşmak istedim.  

 

Freud ve Erikson insanın  yaşamı boyunca çeşitli evrelerden geçerek geliştiğini iddia ederler. İnsan her bir evrede bir gerilim yaşar. Bu gerilim doğal bir süreçtir. Ve insanın bu evrenin gerektirdiği olgunluğu kazanması için gerekli olan itici güçtür. Bir başka deyişle, insan içinde bulunduğu evreden bir sonraki evreye geçebilmesini, yani bir sonraki olgunluk seviyesine erişmesini bu gerginliği çözmeye yönelik hissettiği işte bu itici güce borçludur. Bir sonraki olgunluk seviyesine erişebilme enerjisi bizzat o dönemde yaşanmakta olan gerginlikte yatmaktadır. Kısacası, bu gerginlik olmasa kişi krizi çözme motivasyonunu kendinde bulamaz.

 

Kişiyi krize sokarak motive etme yöntemini ben sıklıkla öneririm. Örneğin, spastik bir çocuk  yaşıtlarına yaklaşmak istediğinde diğer çocukların bencilliği ile karşılaşır. Çocukluk yaşları doğal olarak bencillik yaşlarıdır. Üstelik bencilliğin boyutları oldukça acımasızdır. Bu doğaldır. Üstelik yarışma döneminde olan çocukta bu yeteneğin kazanılması için gerekli olan itici güçtür. Şöyle ki, çocuklar kendileri gibi olmayanları, oyunlarını bozanları, oyunlarını yavaşlatanları ve hatta oyunlarına katılamayanları derhal ve acımasızca dışlarlar. Esasında çocukların yetişkinlere göre olumsuz sayılan bu  bencil yaklaşımları doğanın çocuklara bahşettiği olması gereken bir tutumdur. Çocuklar bu dışlanma ile bir gerginlik yaşarlar. İşte bu gerginlik onları yarışma ortamına iterek bir sonraki aşama olgunluğunu kazanmalarının itici gücünü sağlar. İnsanoğlu, kimlik ve kişilik  gelişiminin çok önemli bir öğesi olan yarışma, rekabet edebilme yeteneğini de işte bu sayede kazanırlar.

 

Spastik çocuk anneleri, çocuklarındaki hareket yeteneğindeki eksikliğin diğer çocuklar tarafından  fark edilip çocuklarının aşağılanmasına tahammül edemezler. Adeta yalvarırcasına diğer çocuklardan kendi çocukları ile oynamasını isterler. Oysa, en doğrusu ; çocukları yetişkin mantığı ile yönlendirmeden bir arada bırakmaktır. Yetersizliğini hisseden çocuğun içinde kopacak olan fırtına onun motivasyonu olacaktır.


- “Yürücez di mi Murat biz de yürücez!”

- “Yürücez Selim, yürücez! Hem de okula gitçez!”


Size beş yaşında spastik olduğu için yürüyemeyen  Artvin’li  Selim ile yine spastik olduğu için yürüyemeyen  Murat arasında geçen bizzaat şahit olduğum bir konuşmayı aktardım. Üstelik az sonra kendilerini ağlatacak kadar zorlu geçecek bir fizyoterapi seansı öncesi konuşmakta idiler.

 

Hiç birimiz onların yürümelerini ÖĞÜTLEMEDİ! Öğütleyen olduysa bile, öğütleyenlerin motivasyonları kendilerinde kaldı. Oysa, Selim’in de Murat’ın da yürümeleri için kendi motivasyonlarına ihtiyaçları vardı. Nitekim, kendi motivasyonları onların günün birinde ayağa kalkıp yürümelerine yetti.  Şimdi yürüyorlar. Daha iyi yürüyebilmek için de ağlasalar da fizyoterapilerine severek devam ediyorlar.

 

İNSANIN NEDEN DAVRANDIĞI GİBİ DAVRANDIĞI lisanın dar kalıpları arasına sıkışamayacak kadar geniştir. Davranışların lisan ile kontrol edilemeyeceği kavranır, davranışların altındaki gerçekler bilinirse, öfke ile saldıran kişiye öfke ile karşılık vermek yerine ona empati duymak kolaylaşır. O nedenledir ki giderek insanlara öfkelenemez oldum. Öyle ki, insan davranışları tam olarak anlaşılır da insana özgü öfke patlamaları ortadan kalkarsa , bu da mı doğanın doğal seyrine aykırı olur diye düşünmeye başladım...   

                                               

Sevgi ve saygılarımla,

 

Dr. Sabiha PAKTUNA KESKİN

Pediatrist, Pediatrik Nörolog

Paylaş
Paylaş Yorumla Yazdır
Tüm Yorumlar
Yorumlar : 3 yorum
morelu - 2008/05/09
öğüt yerine motivasyon valla biraz karıştırdım ben olayı.
nihanonurer - 2004/10/25
yorum beklemediginize eminim ama motivasyon insan icinde saklidir,buna kesinlikle katiliyorum
Yonca Güneş Erensoy - 2004/10/19
Sabiha hanım, Yazınızdan çok faydalandım. Teşekkür ederim.


  Doktor Forumları
Biz Bize Forumları
Candan Cana Forumları
Çok Gizli Forumları
Sohbet Odaları


Sitede ara

 

Bebek Kokusu Web Sitesi MediOzon.com - Medicolozon.com Eser Medikal Sağlık Hiz.Tic.Ltd.Şirketi' nin Aile ve Çocuklarımıza hizmetidir.

Bebek Kokusu Sitesinden Uyarı.
Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz.

Site Kullanım Kuralları, Hukuki Şartlar ve Telif Hakları