Bebek Kokusu.Com; Bebek, Çocuk, Anne, Baba, Sağlık, Hamilelik, Psikoloji, Beslenme, Sağlıklı Yaşam, Çocuk Oyunları ve Daha Bir Çok şey
Anasayfam Yap
Çocuk ve Aile Gelişimi - Çocuğumuz Büyürken
 

Paylaş Yorumla

Anksiyete Belirtilerinden Çözüme Doğru...

Anksiyete ile korku iç içe geçmiş kavramlar olsalar da bazı noktalarda birbirlerinden farklı iki kavramdır. Korku genellikle dış çevreden gelen somut bir uyarana karşı duyulan bir tehlike varlığının

Çocuklarımın eğitim kurumlarını seçerken benzer kurgular ile benim de kafam karışmıştı. Ürettiğim çözümler, vardığım yargılar, verdiğim kararların arka planları beni hiç tatmin etmiyordu. Sonunda dipsiz bir anaforun içinde buluveriyordum kendimi.

Bir bakıyordum özenle seçilmiş bir özel okula giden oğlumun bir sonraki ulusal çapta bir giriş sınavına hazırlanabilmesi için yine kendi ellerimle onu bir kursa yazdırıyordum. Özel okula onca parayı yatırmak yetmiyormuş gibi bir de dersane taksitleri başlıyordu. Daha ne oluyor demeye kalmadan


- Benim biraz matematik takviyesi almam lazım, diye geliyordu oğlum.

- Tabii tabii sen daha iyi bilirsin, deyip hemen bir matematik öğretmeni ile anlaşılıyordu.

- Biraz da fizik, diyordu oğlum.

- Eh! Herhalde bu kadar olmuşken biraz daha da olabilir deniyor ve bir de fizk öğretmeni bulunuyordu.

- Biraz da kimya...

- Tabii, tabii...

- Biraz da biyoloji...

 

Son çeyrek asır böyler bir kargaşa ve temaşa içinde geçti. Daha kaç asır böyle geçer bilinmez. Ancak her toplumsal olayda olduğu gibi bu toplumsal sınavlar beraberinde ivedilikle çözüm  bekleyen sorunlar getirdiler. Bunlardan biri de sınav stresi idi. Öteden beri anneler “ Ben sorduğum zaman sular seller gibi biliyor fakat sınava girdiğinde başarılı olamıyor. “ der bunu sınav stresine bağlarlardı. Annelik iç güdüleri ile bu stresi ortadan kaldırmak için çocuklarına aşırı toleranslı davranmaya başladılar. Bu tolerans sınav stresini ortadan kaldırmaya bir çözüm olmadı. Okullarda yetmedi, kurslarda bile rehberlik servisleri kuruldu. Bu servisler çocukların sınav stresini yenmelerini kolaylaştırıcı çalışmalar yaptılar. Sınav stresini ölçen testler ithal edildi. Test sonuçlarına göre stressiz çıkan çocuklarda stres belirtileri hastalık boyutuna ulaştı çocuklar psikiyatrik tedavi gördükleri oldu.


- Oğlum sakın sınavdan erken çıkma. Sorulaerını yanıtlamayı vaktinden önce bitirirsen soruları bir daha gözden geçir. Yanıtlarını bir kez daha kontrol et. 

Bu tenbihler yıllarca sürdü.


-      Oğlum sınavdan neden erken çıktın???

-      .....

-      Oğlum ben sana yanıtlarını kontrol et diye tenbih etmemiş mi idim?

-      Ben içerde çok sıkıldım, çok korktum....

 

 

ANKSİYETE BELİRTİLERİ

  • Sulu dışkı
  • Başağrısı, baş dönmesi
  • Aşırı terleme
  • Huzursuzluk
  • Çarpıntı
  • Bayılma
  • Ellerde uyuşma
  • Titreme
  • Bulantı
  • Sık idrara çıkma  

Darwin, tehlike anındaki canlının davranışlarını en ince ayrıntısına kadar gözlemleyerek kaydetmiştir.
- Tehlike anında canlının canlının adeta bir heykel gibi kaskatı kesildiğini.
- Burun deliklerinin açılıp kapandığını
- Göz bebeklerinin irileştiğini gözlerinin yuvalarından fırladığını,
- Kaşlarının yukarı kalktığını ağzının açılıp kapandığını yazmıştır.
- Dudaklarının ve ağzının kuruduğunu,

- Nefesinde acımsı bir tat belirdiğini,
- Midesinin bulandığını ve hatta dışkılama hissinin ortaya çıktığını kaydetmiş,
- Cildinin yapış yapış soğuk bir terle kaplandığını, tüylerinin diken diken olduğunu,
- Kalbi göğüs kafesine çarparcasına attığpını nefes alışlarının sıklaşıp derinleştiğini yazmıştır.

Canlının bu sırada tehlike ile baş edebilecek olup olmadığını kavrama çalıştığını eklemiştir. Bütün bu vücut reaksiyonu tehlikeyi bertaraf edebilecek güce sahip olup olmadığını canlının önce kendine sınama halidir. Eğer tehlike ile başedemeyecek çapta ise canlı ya kaçar ya da kaçacak güce de sahip değilse olduğu yerde yığılır. Bizler bu duruma “bayılma” diyoruz. Bu savaş alarmında yenilgiyi baştan kabul etmek bayılma ile nihayetlenir. Kişi düşer ve bayılır. Gözleri bir noktaya sabitlenir. Tüm vücut kaskatı olur.  Eller kollar kasılıp gevşer, adeta çırpınma hareketleri yapar.                         

 

Anksiyete ile korku iç içe geçmiş kavramlar olsalar da  bazı noktalarda birbirlerinden farklı iki kavramdır. Korku genellikle dış çevreden gelen somut bir uyarana karşı duyulan bir tehlike varlığının sinyalini veren bir histir.  Anksiyete ise nedeni kişi tarafından pek net olmayan genel bir iç sıkıntısı, içsel bir tehlike sinyalidir. Anlık değil süreğendir. Korkudan daha yıpratıcıdır. “Benliğin” dağılması kişi tarafından net olmayan benliğe yönelik içsel bir tehlike olarak algılanır. Kişi tüm vücudu ile bu tehlikeye yanıt verir.

 

Korku ve anksiyete çeşitli teoriler ile açıklanmaya çalışılmıştır. Psikanalitik teori anksiyeteyi “Benliğe yönelik tehlike algılaması” olarak açıklar. Varoşçuluk anksiyeteti kişinin ölüm ötesi bir “hiçlik, yokluk” tehlikesi olarak izah eder. Davranış bilim anksiyeteyi “öğrenilmiş şartlı refleks” olarak ortaya koyar. 1900’lerin başlarından beri insanın iç dünyası sistemli bir şekilde çözümlenmeye çalışılırken 1900lerin son çeyreğinde anksiyetenin molekülü bulundu, “Adrenalin”. Böylece bütün bu gözlemlere anksiyetenin biyolojik tanımı eklendi. Çok geçmeden anksiyetenin ortaya çıkmasında adrenalinden başka serotonin ve GABA gibi başka moleküler düzeneklerin varlığı da keşfedildi.    

 

Endişe varlığında kişinin göğüs bölgesinde hissettiği sıkıntı ve boğulma hissi, sıklıkla akciğer hastalıkları ya da astım ile karıştırılır. Göğüsteki bu sıkışmaya kalp atışlarının hızlanması eşlik ediyor ise kalp hastalıkları ile karıştırılarak, endişe içinde kıvranan kişiye akiğer ve kalp hastalıkları işlem ilgili çeşitli laboratuvar tetkikleri yapılır. Tetkikler normal geldikçe  bu sefer neden midede barsak göğüse vuran gaz da aranmaya başlar. Batın ultrasonları, mide-barsak pasaj tetkikleri gibi oldukça invaziv can acıtan strasli tetkiklere başvurulur.

Tetkiklerin normal geliyor olması aile ve çocukta “Ne güzel hastalık yokmuş” sevinci doğurmaz. Çünkü çocuk “ne güzel hastalık yokmuş” denemeyecek kadar gerçek bir sıkıntı içindedir. Bu kez aile bu sıkıntılara neden olan hastalık nedir diye endişelenmeye başlar. Ne olduğu meçhul bir hastalığın tedavisinin gecikiyor olması da ayrı bir endişe konusu olur. Bu durum pozitif kısır döngü ile ailenin ve çocuğun endişesini arttırıcı rol oynar.

 

“Sonunda annemler beni bir psikiyatriste götürdüler. Hastalığım ANKSİYETE imiş. Anne ve babamın ilişkilerinin bir yabancı tarafından sorgulanması çok itici geldi bana. Çocukluğumun sorgulanması beni iyice rahatsız etti. Bir sürü sorular. Doldurulacak kağıtlar. Sanki doktorları beni tedavi etmekten çok, tuttukları kayıtlar ilgilendiriyor hissine kapıldım.Bu işi sevmedim.  Eğer bu sıkıntılarımın altında, annemin titizliği yatıyor ise, ben anneme sıkıntılarıma neden olan şüpheli kişi gözü ile bakabilirim. Bu da beni rahatsız eder.”

 

Anksiyete; depresyon, dikkat dağınıklığı, hiperaktivite,kişilik bozukluğu gibi başka bir psikiyatrik hastalığa eşilk edebildiği gibi, bu ve benzeri hastalıkların özellikle ağır bir depresyonun habercisi olabilir. O nedenle, anksiyete belirtileri gösteren çocuğun değerlendirilmesi geniş kapsamlı olmalıdır.

 

“Dahiliye, kalp doktorundan ve astım doktorlarının tahlillerinden kurtuldum şimdi de bir psikiyatristin vesveselerine yakalandım. Bunlar beni iyileştireceklerine daha beter ediyorlar.”

 

“Sabahları midem bulanıyor. Kahvaltı etmeden çıkıyorum. Üfff... hayat çekilmez oldu.”

 

Endişe giderek depresyon belirtilerini ortaya çıkarır ve hayat kişi için gerçekten çekilmez olur ve hatta intihar düşünceleri bile telaffuz edilebilir.

 

“Benim konuşmalarını dinlediğimden habersiz Annemin doktora ‘Sınav mınav umurumuzda değil! Yeter ki oğlumuz kendini iyileşsin’ derken yüzündeki ifadeden benim için gerçekten endişelendiğini anladım. Demek ki durumum oldukça ciddi idi.” 

 

“Bağımlılık yapmasından korktuğum için ilaç içmek istemiyorum. Ama dün gece nefesim kesilecek gibi oldu. Bir türlü yatağıma giremedim. Annemler çok telaş yapıyorlar. Onları uyandırmadım. Korka korka annemin uyuyamazsan alırsın diyerek çekmeceme koyduğu ilaçtan bir yarım tablet aldım. “

 

“Lanet olsun! Üç gecedir ilaç almadan uyuyamıyorum.  Ya alışkanlık yaparsa? Artık hiç ders çalışamıyorum. Kursa da gidemiyorum. Herhalde ben bu sınava giremeyeceğim. Bir yılım boşa gidecek. Rezil olacağım Rezziiiil...”

 

İlaçların etkilerinin görülmeye başlayabilmesi için geçmesi gereken bir süre vardır. Bu süreden habersiz olan hastalar ilaç almaya başladığı halde yakınmalarının hemen geçmediğini gördükçe ümitsizliğe kapılarak huzursuzlanmaya başlar.

 

“Annemle babam artık uyuyamadığımı biliyorlar ve benim her gün muntazam ilaç almamı istiyorlar. İlaç almak istemiyoruuuuum. “

 

“ Kursa gidemiyorum ama zorla doktor kontrollerine gidiyorum. Bu gidiş gelişler beni bunaltıyor. Yalnız bugün bence çok iyi bir şey oldu. Doktor ağzıma su almamı ve nefes almadan öylece beklememi istedi. Bir süre sonra hiç farkına varmadan refleks bir hareket ile  suyu yuttum. Buna o kadar çok sevindim ki !!! Demek ki benim reflekslerim sağlammış. Ben sadece o reflekslerimi harekete geçiremiyormuşum. Eve geldiğimde ayna karşısında su içmeye çalıştım. Birkaç başarısız deneyimim olsa da sonunda su içebildim. Sorular çizelgeler sıkıcı olsa da doktorun işin bu yönünü bana öğretmesi açıkçası bende çok olumlu bir etki bıraktı. Herhalde gündüzleri de ilaç alsam daha iyi olacak diye düşünüyorum”

 

“Bugün annemin de baskısı ile ilaca başladım. Biraz mide bulantısı yaptı. İlacın beklenen etkisi 2-3 hafta sonra ortaya çıkacakmış. Bu durumda ben sınavı kesinlikle kazanamam. Mahvoldum!”

 

“Sınavı kazanabilmem için ilacın etkisinin çabuk ortaya çıkmasını istiyorsam doktor çabuk etkili bir ilaç yazabileceğini ancak onun yeşil reçete ile satıldığını söyledi. Sigara ve alkol almıyorum. Bağımlılık yapma riski olan her şeyden uzak durmayı tercih ediyorum. Yıllarca antrenman yaptım. Sporcu biriyim. Yeşil reçete ile satılan bir ilaca onay veremedim. Zaten konsantrasyonum sıfır. Ne olacak bilemiyorum.”

 

Tedavi seçimi, kişinin amaçları ile olduğu kadar amaçlanan iyileşim sürecinin ivediliği ile de ilgilidir. O nedenle kişinin kendi yaşam koşulları içinde tamamen kişiye özgün olmalıdır. Örneğin sınav anksiyetesi varlığında iyileşim süreci sınav öncesinde tamamlanacak şekilde ivedi olmalı öte yandan öğrencinin konsantrasyonunu etkilemeyecek türden olmalıdır. Bu ve benzeri seçilecek tedavi şeklinde kişiye özgü pek çok kriter vardır ve burada en iyi kararı tedaviyi gerçekleştirecek olan hekim ile birlikte aile ve çocuk kararı birlikte  verecektir.

 

“Ben hasta olunca doktora gidilir. Doktor hemen bir reçete yazar. İlaçlar kullanılılır iyileşilir sanırdım. Bizim doktor bana tedavi seçenekleri sunuyor. Tedaviyi ben seçiyorum. Yanıt için belli bir süre bekliyoruz. Yan etki var mı yok mu diye kontrol ediliyor. Yanıt var mı diye takip ediliyor. Hastalığım hakkında eğitiliyorum. Değişik bir yaklaşım. Ama tam bana göre. Hiç değilse ne olup bittiğini anlayabiliyorum.” 

 

“Dün gece Babamla uzun uzun konuştuk. Çoktandır babamla bu kadar yakın olmamıştık. Hep o yaklaşmaya çalışır, ben konuşmayı kısa keserdim. O bakımdan sanıyorum, Babam benimle konuşmaktan mutluluk duydu. Kendimi anneme de daha yakın, daha doğrusu muhtaç hissediyordum.  Annem masaj yaparak beni uyutmaya başladı. Hatta daha önceleri odama girmesinden rahatsızlık duyduğum annemin, bazı akşamlar benim odamda yatmasını istiyorum. Kısacası bu sınav stresi sınavı kaybetmeme neden olacak olsa bile bana bu güne kadar hiç düşünmediğim ruh sağlığının önemini öğretti. O güne kadar alçak dağları ben yarattım diyecek kadar kendimi güçlü özgür ve bağımsız hissden ben, insanların birbirlerine ne kadar muhtaç olduklarını anladım. Ailem olmasa ben bu durumdan nasıl çıkardım bilmiyorum. “  

 

Doç.Dr. Sabiha Paktuna Keskin

Paylaş
Paylaş Yorumla Yazdır
Tüm Yorumlar
Yorumlar : 1 yorum
hozarm - 2003/09/25
Sabiha Hanim, Paylasiminiz icin tesekkurler. Yazinizin icerigini ben cok begendim. Sevgiler Hulya


  Doktor Forumları
Biz Bize Forumları
Candan Cana Forumları
Çok Gizli Forumları
Sohbet Odaları


Sitede ara

 

Bebek Kokusu Web Sitesi MediOzon.com - Medicolozon.com Eser Medikal Sağlık Hiz.Tic.Ltd.Şirketi' nin Aile ve Çocuklarımıza hizmetidir.

Bebek Kokusu Sitesinden Uyarı.
Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz.

Site Kullanım Kuralları, Hukuki Şartlar ve Telif Hakları