Bebek Kokusu.Com; Bebek, Çocuk, Anne, Baba, Sağlık, Hamilelik, Psikoloji, Beslenme, Sağlıklı Yaşam, Çocuk Oyunları ve Daha Bir Çok şey
Anasayfam Yap
Engelli Çocuklarımız - Sendromlar
 

Paylaş Yorumla

Hipoglisemi

Yenidoğan döneminde hipogliseminin tanısının gecikmeksizin yapılarak, Beyin ve Sinir sitemi üzerindeki etkilerinin önlenmesi çok önemlidir.

Glukoz (Şeker), organizmadaki enerji metabolizmasında çok önemli bir rol oynamaktadır. Vücut tarafından hem gereksinim halinde kullanılmak üzere glikojen, yağ ve protein şeklinde enerji olarak depo edilir, hem de organizmanın acil enerji gereksinimini karşılar. Vücuttaki bütün dokular enerji kaynağı olarak glukoz kullanmakla beraber, Beyin ve Merkezi sinir sistemi, erişkinlerde enerji gereksiniminin %60-80’nini, yenidoğanlarda ise %80-100 ünü glukozdan sağlar.
 
Kan şeker konsantrasonu vücuda giren ve çıkan glukoz arasındaki dengeye bağımlıdır. Vücuda giren glukoz diyetle şeker ve diğer karbohidratlardan alınır. Glikojen depolarından glukoz salınması ve glikoneogenezis yoluyla glukozun ortaya çıkması kan glukoz düzeyini artıran faktörlerdir. Kan glukoz düzeyini azaltan faktörler ise glukozun glikojen halinde depolanması, lipide dönüşmesi ve oksidasyonudur. Bu mekanizmalardan herhangi birindeki bozukluk hipoglisemiyle sonuçlanmaktadır.

 
Hipoglisemi Tanımı:
Hipoglisemi, kan şekerinin mutlak veya göreceli olarak azalması sonucu ortaya çıkan ve çeşitli klinik bulgularla kendini gösteren bir semptomlar kompleksidir. Bebek ve çocuklarda plazma glukoz düzeyinin 40 mg/dl'nin altında olması hipoglisemi olarak tanımlanır.

    
Hipogliseminin Belirti ve Bulguları
Hipogliseminin belirtileri iki grupta incelenir.

Birinci grupta genellikle kan şekerinin hızlı düşüşü ile birlikte olup, akut hipoglisemi semptomları olarak kabul edilir. Bu semptomlar: Terleme, solukluk, halsizlik, baş dönmesi, açlık hissi, endişe, korku, bulantı, kusma, taşikardi,  uyku halidir.

İkinci grupta ise azalmış glukoz kullanımı sonucunda görülen semptomlar olup, genellikle kan şekerindeki yavaş düşüşlerle birlikte olup, kronik hipoglisemi semptomları olarak kabul edilir. Bunlar, baş ağrısı, mental konfüzyon, görme bozuklukları (bulanık görme, çift görme),  huzursuzluk, konuşma, düşünme ve konsantrasyon zorluğu, bilinç kaybı, koma, havaleler, kişilik değişiklikleri gibi bulgular olabilir.
 
Bu klasik semptomlar büyük bebek ve çocuklarda görülür. Yenidoğan dönemindeki hipoglisemiler her zaman bu bulguları vermiyebilir.

Yenidoğan dönemi hipoglisemi  bulguları kalp atım hızında yavaşlama, tansiyon düşüklüğü,  anormal ağlama, beslenme güçlüğü, titreme, havale, çok hızlı solunum, apne (solunum durmaları), siyanoz(vücutta morarma), solukluk, terleme, taşikardi gibi semptomlar olup, diğer hastalık bulgularıyla karışabilir. Bu nedenle ayırıcı tanısı iyi yapılmalıdır.

 
Neonatal geçici hipoglisemiler
 
Düşük doğum ağırlıklı ve premature bebeklerde hipoglisemi sıklığı %60'a kadar çıkmaktadır. Bu bebeklerde hipogliseminin nedeni azalmış glikojen depolarıdır. Zaten az miktarda olan glikojen ve yağ depolarının tamamen tükenmesi ile genellikle hayatın birinci ve ikinci günlerinde hipoglisemi görülür.

Prematüre doğan bebeklerde hipoglisemi sıklığı %14' e kadar çıkabilmektedir. Vücutlarında yeterli glikojen ve yağ bulunmayan prematürelerde hayatın ilk 2 haftası içinde, özellikle hasta bebeklerde hipoglisemi gelişebilir. Bu bebeklerin çeşitli nedenlerle oral ve parenteral alımlarındaki azalma önemli bir sorundur. Hipoglisemi küçük prematürelerde enzimlerin anne karnı dışında yaşamaya elverişli halde olmaması  sonucu da gelişebilir. Bu bebeklerde enzim sistemindeki  yetersizliğin aksine hormonal sistemleri normaldir.

Diyabetik Anne Çocuğu: Bu bebeklerin çoğunda doğumdan 1-4 saat sonra hipoglisemi görülür. Hipoglisemi genellikle 12-24 saatte düzelir, bazen uzayabilir. Bu bebeklerdeki hipoglisemin nedeni;  Gebelik süresince annenin yüksek kan glukoz düzeyi ile karşılaşmasıdır.

 

Yenidoğan-Bebek veya Çocukluk çağı dirençli hipoglisemileri
Hiperinsülinemi
Hiperinsülinemi(Hİ) erken bebeklik döneminde en sık görülen dirençli hipoglisemi nedenlerinden biridir.
 
Hipersülinemizmde bulgular :

Klasik olarak Hiperinsülinemik bebekler iri ve yüksek kiloludurlar ve diayabetik anne bebeğini anımsatırlar. Tipik olarak  doğumdan sonraki ilk saatlerden itibaren semptomatik olur ancak, bazıları bir yıla kadar geciken dönemlerde beilrti ve bulgu verebilir.    Yenidoğan döneminde şiddetli hipoglisemiyle seyreder. Glukoza gereksinimi çok yüksektir, sıklıkla 15-20 mg/kg/dak.dan fazladır.

Hiperinsülinizmli çocukların çoğu büyük bebeklik döneminde hipoglisemiyle karşılaşır. Erkenbebeklik döneminde dirençli hipogliseminin en sık görülen nedeni hiperinsülinemidir.

Hormon eksiklikleri
 - Growth hormon eksikliği
 - Kortizol eksikliği
 - ACTH eksikliği
 - Glukagon eksikliği
 - Epinefrin eksikliği


Bu hormonların herhangi biri tek başına eksik olabileceği gibi bazı bebeklerde bu hormonların birarada eksikliği de görülebilir. Yenidoğan döenminde hipoglisemi,   Hipofiz ön lob hormonlarının, buluğa eriştikten sonra azaldığı bir hastalık olan panhipopitiutarizmin ilk bulgusu olabilir. Bu olgularda birlikte kısa boy,  deri renginin koyuluğu ve cilt lekeleri, erkeksi karakter özellikleri ve adrenal kriz gibi belirti ve bulgular da görülebilir.

Ketotik hipoglisemi
2 yaşın üzerindeki çocuklarda görülen hipogliseminin %90 ından ketotik hipoglisemi sorumludur. Tipik olarak hipoglisemi 1,5-5 yaş civarında ve erkek çocuklarda daha sık görülür. 8-9 yaştan sonra bu hastalığa bağlı hipoglisemi nadirdir. Bu hastalığa yakalanan çocuklar genellikle zayıf ve ince yapılı olup, çoğunda düşük doğum yaşı öyküsü vardır.Bu olgularda genellikle minör bir enfeksiyon öyküsü vardır. Hipoglisemi en sık sabahleyin ortaya çıkar ve sıklıkla birgün önceden akşamdan az yemek yeme veya kahvaltı yapmama öyküsü vardır. 12-18 saat açlıktan sonra hipoglisemi gelişen bir çocukta beraberinde ketonüri ve ketonemi varsa öncelikle akla ketotik hipoglisemi gelmeli.

Bu çocukların tedavisinde yüksek proteinli ve karbohidratlı diet verilmesi, enfeksiyon  hastalıklara maruz kalınıldığında ketonürinin olup olmadığının tespiti ve gerekirse ek karbonhidrat desteği yapılması önerilmektedir.

Glikojen Depo Hastalıkları
Glukoz-6- fosfataz eksikliği  (Tip-I-Glikojen depo hastalığı): Tipik olarak kronik hipoglisemiye tolerans gelişmiştir. Kan glukoz düzeyleri 20-50 mg/dl civarındadır ancak klasik hipoglisemi bulguları görülmeyebilir. Muhtemelen Merkezi sinir sitemi enerji kaynağı olarak keton cisimlerini kullanmaya adaptasyon göstermiştir.Bu çocuklarda boy kısalığı, mental retardasyon,taş bebek yüzü, belirgin karaciğer büyüklüğü  ve sık burun kanamalarıyla birlikte hipoglisemi görülür.

Geceleri devamlı nazogastrik tüp ile besleme ve gündüzleri sık sık besleme yapılarak metabolik durum düzeltilmeye çalışilır.Gündüzleri 3-4 saatte yapılan beslenmede kalorinin  %60-70 i karbohidrat, %12-15 i protein ve %15-25 i yağlardan karşılanır.Geceleri Günlük kalori gereksinimin 1/3 ü  8-12 saatlik infüzyon halinde verilir. Gece yapılan beslenmede kalorinin %89 u glukoz ve glukoz oligosakkaridlerinden,%1.8 , yağ ve %9.2 si kristaloid aminoasitlerden  sağlanır. Bu çerçevede geceleri nişasta verilmesiyle iyi sonuçlar alınmaktadır. Uzun dönemde Karaciğer transplantasyonu yapılması radikal tedavi seçeneğidir. 


Glukoneogenez bozuklukları

    
Bu gruptaki hastalıklarda  açlıkla ortaya çıkan şiddetli hipoglisemi, belirgin karaciğer büyümesi, ketonüri, ketonemi, normal veya düşük insülin düzeyi ile karakterizedirler.

Bu grupta en sık görülen Fruktoz-1,6-difosfataz eksikliğidir vw Hipoglisemi açlıkta veya kalori kısıtlanınca ortaya çıkar. Tedavide fruktoz ve sukroz içermeyen yüksek kalorili  ve proteini düşük diet önerilir.
 
Yağ Asit Oksidasyon  bozuklukları

Yağ asit oksidasyonu da vücut glukoz düzeyinin dengesine katkıda bulunur ve özellikle açlık anındaki en önemli enerji kaynağıdır.Genellikle açıklanamayan hipoglisemilerin ayırıcı tanısında yağ asit oksidasyon bozukluğu akla gelir.Açlık hipoglisemisiyle birlilte hafif-orta derecede karaciğer büyümesi, kalp adelelerinde sorun ve adele gevşekliği sıklıkla bulunur.
 
Hipoglisemi tanısının konması :
    
Hipoglisemiden şüphelenildiğinde  tanı için metodolojik bir yaklaşım gerekmektedir.Dikkatli bir öykü ve doğru bir fizik muayene tanıda önemli ip uçları verir.Belirli yiyeceklerin alınmasını takiben hipoglisemi tetikleniyorsa galaktozemi, fruktoz intoleransı gibi doğuştan metabolik hastalıkları akla gelmelidir.

Büyük doğum ağırlığı bazı hiperinsülinemi formları için ipucu teşkil edebilir. Safra Yolları darlığı ve mikropenis hipopitiutarizmde oluşur. Karaciğer büyümesi sıklıkla glikojen depo hastalığı veya glukoneogenez bozukluklarını, miyopati yağ asit oksidasyon bozuklukları veya glikojen depo hastalıklarını düşündürür.

 

Hipoglisemi tedavisinin önemi :
    
Yenidoğan döneminde hipogliseminin tanısının gecikmeksizin yapılarak,  Beyin ve Sinir sitemi üzerindeki etkilerinin önlenmesi çok önemlidir.

 

Paylaş
Paylaş Yorumla Yazdır
Tüm Yorumlar
Yorumlar : 2 yorum
ylmz_nihal - 2009/02/02
Ben glikoljen depo hastasıyım yaşım 24 küçük yaşlarda daha çok sorun yaşıyodum şuanda her insan gibi olamasamda durumum gayet iyi :) içiniz rahat olsun dikkat edildiği sürece herhngi bir sorun yaşanmıyor.buarad be bilgisayar öğretmenliği mezunuyum ve çok rahat bişekilde bugünlere geldim .bu hastalıkta olan kişilerin yapması gereken uzun süre aç kalmaması (ama çok fazla yemektende kaçının tabi fazlası zarar:)) ve kendini çok yormaması kendini düşünerek yaşamasıdır.
ferhat dak - 2007/04/17
evet benımde oğlum glikojen depo hastası ve burada okudugum yazılar tanımlamalar cok iyi türkiyede bu hastalığı taşıyan 100.150 kadar insan var ve yaşamı bir başkasının elınde yanı anne ve babaların


  Doktor Forumları
Biz Bize Forumları
Candan Cana Forumları
Çok Gizli Forumları
Sohbet Odaları


Sitede ara

 

Bebek Kokusu Web Sitesi MediOzon.com - Medicolozon.com Eser Medikal Sağlık Hiz.Tic.Ltd.Şirketi' nin Aile ve Çocuklarımıza hizmetidir.

Bebek Kokusu Sitesinden Uyarı.
Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz.

Site Kullanım Kuralları, Hukuki Şartlar ve Telif Hakları