Bir erkek doğar, büyür, çoğalır ve ölür. Sıfatlar giyer elbette yaşama attığı her bir adımında.
Evlat olur, öğrenci olur, asker olur, koca olur, baba olur, dede olur…
Evlat iken bir anaya ve bir babaya karşı sorumluluk yüklenir. Öğrenciyken geleceğine. Askerken vatanına, koca olduğunda ise bir kadına sahip olur ve artık bir evin efendisidir, dede olduğunda ise kökleri toprağın altına salınmış bir çınar gibi heybet kazanır kendi kanında.
Baba olduğunda…
Baba olduğunda; bir hayat daha kazanır, sahip çıkıp umut vereceği, koruyup kollayıp barındıracağı ve sevip yol göstereceği bir minik cana daha kavuşur kendinden gelen ve eşinden doğan.
Can yola çıktığında heyecan başlar mutlaka ama yutar, içine atar erkek adam heyecanını. İstediği gibi sevinemez orta yerde.
Doğum hane kapılarında volta atmak stresi göstermenin tek şeklidir aday babalar için, başka yol ve yöntem henüz kabul görmemiş, yiğitlikle bağdaştırılamamıştır.
Hemşireden alınan müjdeden sonra gülümseme yayılır yüze, er midir değil midir diye endişe etmenin modası çoktan kalkmıştır neyse ki rafa; her baba olanın da hakkı sayılamazdı eskiden rahatlayıp gülümsemek yoksa…
Evi ve eşinden sonra bir minik can daha düşmüştür kucağa, bakılacak, korunacak ve yaşatılacak. Bir kalp daha atıyordur artık çatının altında kocanın sıfatını baba yapan…
Gerçekten öyle midir peki? Bir doğuşa taraf olmak mıdır baba olmak? Hangi çocuğun doğumuna bir kadın ve bir erkek sebep olmaz ki zaten… Bu sebebiyet yaratır mı acaba bir adamdan bir baba?
Yaratmaz elbet. Baba olmak emek vermek demektir bana kalırsa. Baba olmak; o masum gözlere bakınca hayat görmektir bana kalırsa. Ve baba olmak yoldaş olmak, yanında olmak, tamamlamak demektir aslında.
Dallarıyla sarılıp kökleriyle beslemektir baba olmak; bir minik yaprağı. Minik yaprağın uzaklardan bile olsa her an yanında olup esen rüzgara direnmesini endişe ile seyredip onun büyümesini beklemektir baba olmak.
Evladın sırtını sıvazlamak, omzuna el koymak ve alnına bir öpücük oturtmaktır baba olmak. Şefkatli ve sevgili olmaktır yaratılan bedene, sevgisiz ve kaba olmak değil.
Baba olmak direnmektir sonuna kadar, pes etmemek ve ayakta kalmak demektir. Dayanmak, cesaret etmek ve yürekli olmaktır. Korkmamaktır hayattan ve gelecekte yaşanılacak hiçbir savaştan kaçmamaktır. Siper olmak gerekirse can vermek demektir baba olmak.
Çok şey ister baba olmak, sıfatı giyinmekten çok o sıfata soyunmak ve sonuna kadar bürünmek gerekir ki evladının yüreğinde izi kalan bir baba olunsun.
Bir sohbet esnasında “Sen ne zaman baba oldun?” diye sordum bir arkadaşıma. Ve beni şöyle yanıtladı :
“Oğlum doğduğunda onun sperm babasıydım .
Yürümeyi yeni öğrenmişti. Paytak ve düşmemek için çabalayarak sağa sola çarpa çarpa bana koştuğu o akşamı hatırlıyorum . Koştu ve sarıldı. Öpmeyi bilmiyordu ama dudaklarını gözüme , burnuma , dudaklarıma yapışıp tükürüklerini yüzüme bulaştırarak öpmeye çalıştığı , bana sarıldığı o akşam baba oldum .
Özlemişti. Bekliyordu . Kim olduğumun farkındaydı .
O zaman baba oldum .”
Baba olmak sanıldığı kadar kolay iş değildir vesselam…
Baba olmak demek sadece sperm saçmak değil yukarıda yazan her satırı iliklerine kadar hissetmek ve yaşamak demektir aslında.
Zoru başaran tüm beylere, Babalarımıza; bizlere verdikleri sevgi ve emek için sonsuz şükranlarımla,
Simten Ataç Konuk