Bebek Kokusu.Com; Bebek, Çocuk, Anne, Baba, Sağlık, Hamilelik, Psikoloji, Beslenme, Sağlıklı Yaşam, Çocuk Oyunları ve Daha Bir Çok şey
Anasayfam Yap
Hiperaktivite
 

Paylaş Yorumla

Dikkat Etmek Hayatı Farketmektir...

Dikkat dağınıklığı ya da hiperaktivite, ne zaman bir problem sayılmalıdır? Tedavi edilmeli midir? Kim tedavi etmelidir? Nasıl etmelidir?

Önce Polemik

İnternette dolaşan çocuklarda dikkat sorunlarının ve hiperaktivite diye bilinen davranış ve öğrenme sorunlarının tedavisine muhalif yazılar hakkında bir şeyler söylememi isteyen mesajlar yağdı. “Bir şeyler” söyleyeyim: Bu yazılar ilk bakışta ilaç tedavilerinin kötülüğünü göstermek için yalan yanlış bir takım bilgilerin iyi bir ifade ile dile getirilmesi gibi gözüküyor. Mesele ilaçlar değil oysa. Daha dikkatli okuduğunuzda, çocukların gelişimlerini zorlaştıran sorunların çözülmesine karşı çıkan, hayatın akışı üzerinde bir denetim kurmaya çalışmayı tehlikeli gören bir söylem beliriyor. Tartışmaya kapalı, dogmatik ve tutucu bir içerik hakkında bir doktor olarak ne diyebilirim?

Kararlar nasıl verilecek? Peki, dikkat dağınıklığı ya da hiperaktivite, ne zaman bir problem sayılmalıdır? Tedavi edilmeli midir? Kim tedavi etmelidir? Nasıl etmelidir? İlaç mı kullanılmalıdır? Nasıl, ne zaman kullanılmalıdır? Bu çok önemli soruların cevaplarını aramak, her anne-babanın, çocukla ilgili herkesin beraberce gireceği bir süreçtir. Bu süreçte, kimlere kulak vereceğini seçmek hakkına saygı göstermekten başka ne yapabiliriz.

Ama huyum kurusun, olmayacak yolda gideni gördüm mü, bir şeyler söylemeden edemiyorum. Anne-babalar, bir çocukla ilgili karar verilirken, eğitimi ve deneyimi olan birilerine kulak vermek gerektiğini hatırlatmakla yetinmeyeceğim. Daha önemli bir şey var: Sorumluluk almak.

Sorumluluk alarak, bilgi ve deneyimini sorunun çözümü yolunda tahsis eden kişi(ler)i , herhalde, (okuduğunu bile anlamaktan âciz olması bir yana) bu hususta ciddi bir sorumluluk hiç üstlenmemiş insanlardan daha fazla ciddiye almanızı tavsiye ederim. Profesyonel olmak ise, zaten, sorumluluk almaktan başka bir şey değildir.

İlaç ya da başka bir yöntem hakkındaki tartışmaları, sorumluluk sahipleri ile yapmak en doğrusu olur. Sorumluluk sahiplerine (biz doktorlara ve çocuk ruh sağlığı alanında çalışan diğer disiplinlerden meslekdaşlarıma) düşen ise, annebabanın ve çocuğun bilgilendirilmesine, her türlü seçenek hakkında özgürce ve sorumlulukla karar verecek hale getirilmesine önayak olmaktır. Bunu işimizin esası olarak görmektir.

Sonra bilgi

Dikkat dağınıklığı diye bir problem olabilir mi? Herkesin dikkati dağılabilir; eğer dağılan dikkatin toplanmasında bir gecikme ya da zorluk varsa, dikkat dağınıklığı bir problem sayılabilir.

Aşırı hareketlilik diye bir problem olabilir mi? Herkes aşırı hareketli olabilir; ama aşırı hareketliliğini durdurması beklendiğinde veya gerektiğinde duramayan, buna da “canım istediğinde durabilirim aslında” diye bir açıklama getirenlerin, ama yine de duramayanların “aşırı hareketlilik problemi” olabilir.

Sabırsızlık, yeterince/gereğince bekleyememek, bir problem sayılabilir mi? Herkes sabırsız ve aceleci olabilir; ama gereğinde bekleyebiliriz. Sadece, görebildiğimiz somut yararlar olduğunda değil, göremediğimiz ama düşünebildiğimiz gelecekteki yararlar olduğunda ya da başkaları için de gerektiğinde bekleyebilmek... Bunu yapamamak pekalâ bir problem sayılabilir.

Hayatta ne lüzumlu, ne lüzumsuz; nasıl karar verilebilir? Herhangi bir durumu ya da kişiyi değerlendirirken “şu anda, şu saniyede benim işime yarıyor mu, yaramıyor mu?” sorusuna aldığı cevaplara göre hayatını yönlendiren (bunun da pek farkında olmayan) bir çocuk/birey yetiştirmek isteyip istemediğinize siz karar verin.

Yeterince beklediğimizde görebileceklerimizi görememek, bir kitabı (sırf başını sıkıcı, kitabı da kalın bulduğu için) sonuna kadar okuyamamış olmak, matematiği sadece mühendislerin, edebiyatı sadece yazarların, resimi sadece ressamların işine yarayacağı düşüncesiyle lüzumsuz addeden bir zihniyete sürükleyecektir kişiyi.

Dikkat dağınıklığı ve/veya aşırı hareketlilik; ya da hiperaktivite, ya da adına ne derseniz deyin; (meselâ, hayatın tadına varma güçlüğü, hayatı öğrenme güçlüğü), bir sendromdur, bazı çocukların kolayca etki alanına girdiği. Bu etkilenişi belirleyen genetik mekanizmalar kısmen bellidir. Genetik-biyolojik etkilerin varlığı ise âşikâr. Bu duruma dilerseniz hastalık deyin, dilerseniz bozukluk, dilerseniz güçlük. Ben bir tür “huy” (temperament) olduğu izlenimindeyim, bütün huylar gibi son derece biyolojik olarak belirlenen; hayat boyu çeşitli biçimlerde kendini belli eden (malûm, can çıkar, huy çıkmaz !). ama anne-babanın ve eğitim düzeninin de rolüyle, bir rahatsızlık yaratabilen veya yaratmayan... İşaretini erkenden veren veya vermeyen...

Dikkatimiz dağınık kalsa ne zararı olabilir ki? Bir bakış açısıyla, hiç... Olacaklar kazanabileceklerimizden kayıplardır, tâcirlerin “kârdan zarar” dedikleri... Diğer yandan, kazanacaklarımız, basitçe bir kâr olmadığı için, asıl zarar ciddi boyutlara varabilir. Farkettiğinizde, zararın azaltılmasının daha kolay olduğu dönemlerden epeyce uzaklaşmış olabilirsiniz. Bir çocuğun hayatınca işine yarayacak hangi bilgi varsa öğrendiği bir dönemden söz ediyoruz.

Öğrenme denince nedense herkesin aklına okuldaki dersler geliyor; davranış denince de anne-babanın ya da öğretmenin istediği gibi olmak anlaşılıyor. Keşke derdimiz dersler ya da sınıfta uslu durmak vsden ibaret olsa, tedavi muhaliflerinin “anladığı kadarıyla”...

Çocuğun kendi değerini öğrendiği, bu değeri de büyükleri-küçükleri ve yaşıtlarıyla ilişkileri içerisinde yaşadıklarıyla, kaybettikleri ve kazandıklarıyla pekiştirdiği bir dönemi nasıl geçirdiği (ne kadar dikkat ederek, ne kadar farkında olarak geçirdiği) bence çok önemli.

Gelecekte ona bugünden kalmış olan, öğrendiği çarpım tablosundan ziyade, başkasını dinleyebilme ve anlayabilme becerisi olacaktır. Bu beceriyi tam geliştiremediğinde, üstelik bunun da ayırdında olmayıp kendisine ya da başkasına kabahat bulmakla ömrünü geçirdiğinde, anlaşılmamış, “sevilmiş ama sevildiğini hissetmemiş” olma olasılığı artar.

Dikkati dağınık, ya da aşırı hareketli çocuk ve yetişkin bireyler, bazen canlarının ne istediğini bilemedikleri için, bir istekten diğerine geçer durur, çok isteyip eriştikleri hiçbir şeyden tad almazlar. Hayatın tadını alamayarak, ama bir tad arayışı içinde geçen ömrün bir noktasında, hayatın bir tadı olmadığına hükmedip, hayatın tadını aramaktan vazgeçmeleri en ürkütücü olandır: o vazgeçişin adına ise depresyon denmekte... Talihliler istisna oluşturabilirler, elbette. Ama doktor olarak istisna ile kuralı ayırd etmek, planları ikisine de göre, ama tehlikeli olan olasılığı unutmaksızın, yapmak öğretilmiştir bize.

Prof.Dr.Yankı Yazgan

Okurlara notlar:

Bu yazıda dikkat dağınıklığının birey açısından nasıl bir anlam taşıdığını ve neden önemli olduğunu özetlemeye çalıştım. İlaç tedavileriyle ilgili daha ayrıntılı bir yazım, editörlüğünü yaptığım “hiperaktif çocuk okulda” adlı kollektif kitapta yer alıyor (Evrim yayınları, 2002). Çocuk ruh sağlığı hakkında daha kapsamlı görüşlerimi Düşe Kalka Büyümek adlı kitabımda (Epsilon 2004) yazmaya çalıştım.

Paylaş
Paylaş Yorumla Yazdır
Tüm Yorumlar
Yorumlar : 2 yorum
Konuk - 2007/11/09
ya benimde hiperaktif bir kardeşim var dikkat eksikliği varr doktora götürüyoz ama nayapmamız gerketiği hakkında bilgii verirsenin çok sewinirimm nasıl davranmalıyız ona karşı
Konuk - 2005/12/12
yazınızı çok beğendim benimde --ilkokul 3 sınıfa giden bir oglum var öğretmeni dikkat dağınıklığı oldugunu söylüyor


  Doktor Forumları
Biz Bize Forumları
Candan Cana Forumları
Çok Gizli Forumları
Sohbet Odaları


Sitede ara

 

Bebek Kokusu Web Sitesi MediOzon.com - Medicolozon.com Eser Medikal Sağlık Hiz.Tic.Ltd.Şirketi' nin Aile ve Çocuklarımıza hizmetidir.

Bebek Kokusu Sitesinden Uyarı.
Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz.

Site Kullanım Kuralları, Hukuki Şartlar ve Telif Hakları